banner-1-link
image

14. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü için Her Sokağa Dağıldık

İstanbul Valiliği’nin 19 Haziran’daki Trans Onur Yürüyüşü ile İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü ve basın açıklamasını engelleme kararına karşı, 26 Haziran Pazar günü İstiklal Caddesi’nin her yerine “dağıldık”. Basın açıklamamız birçok sokakta okundu, gökkuşağı bayraklarımız binalara asıldı, sokaklarda dalgalandı. Basın açıklamamızı okuyanlar arasında Avrupa Parlementosu üyesi Terri Reintke de vardı.

Polis, zaman zaman İstiklal Caddesi’nin çeşitli köşelerinde dağılan arkadaşlarımıza gazla müdahale etti ve 29 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan tüm arkadaşlarımız serbest bırakıldı.

Basın açıklamamız:

Olduğun, örgütlendiğin her yerde ses çıkar bağır çağır! ‪#‎dağılıyoruz‬

Bugün bu basın açıklamasını okumamızın sebebi, 14. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün yasaklanmasıdır.

Onur Yürüyüşlerimiz, bu ülkenin şahit olduğu büyük, çok sesli ve kitlesel eylemlerden biridir. Bizler yürüyüşlerimizde, dünya tarihinde bizim payımıza düşen bu karanlık zamana aşkımız ve arzumuzla kafa tutarız. El konulan emeğimizin hesabını sorar, kaderimizi başkalarının elinden alır, geleceğimizi tahayyül ederiz. Savaşa karşı barışı, korkuya karşı cesareti, zulme karşı tüm ezilenleri savunuruz; başka bir dünyanın, cinselliğin, bedenin, hayatın mümkün olduğunu gösteririz. Yürüyüşümüzü engelleyenler, bize “toplumun hassasiyetleri”ni mazeret göstermiştir. Oysa gözetilen toplumun değil, iktidarın hassasiyetleridir. Toplum bizden başkası değildir. Yasaklanan, bizim, bu dünyanın onurlu insanlarının varoluşunu, taleplerini, barışa, adalete ve eşitliğe dair özlemlerini duyurma çabasıdır. Yürüyüşümüzün yasaklanması, sesimizin duyulmasını engellemek için yapılan başarısız bir çabadır.

Başarısız, çünkü varoluşumuzun bize verdiği onur, gördüğümüz baskıyla büyüyor. Bizi incitmek için ettikleri hakaretleri biz gururla sahipleniyoruz. Sahip olduğumuz sınırlı alanları dayanışmayla büyütüyoruz. Bizler yürüdüğümüz her sokakta, emek verdiğimiz her mesai gününde, her evde, yaşadığımız her aşkta ve her sevişmede bir devrim gerçekleştiriyoruz. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antep’te, Amed’de, Meksika’da, Bangladeş’te, Orlando’da öldürülüyor ve tekrar doğuyoruz. Biz hep varolacak, varoluşumuzu hep haykıracak ve varoluşumuzdan hep onur duyacağız.

Bugün yürüyemiyoruz, ancak aslında yürümeye daha yeni başladık. Attığımız sloganların sesi kulağımızda, gökkuşağının renkleri bizimle ve özgürlüğün kokusu burnumuzda. Hoşgörüden, tahammülden, izinlerden daha fazlasını istemek için yola çıktık. Kişisel siyasal ve sosyal haklarımızın güvence altına alınması;anayasada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin yer alması ve LGBTİ+ hareketinin politik bir özne olduğu gerçeğinin tanınması için mücadelemizi her an her yerde örüyoruz.

Dağılıyoruz, daha güçlüyüz, daha kalabalığız, daha gürültülüyüz. Bizden korkmakta haklılar, çünkü örgütleniyoruz, büyüyoruz, yürüyoruz.

———————————–

The reason why we are reading this press statement today is because the 14th Istanbul LGBTI+ Pride March has been banned.

Pride Marches are among the biggest, multi-voiced, and mass demonstrations that this country has witnessed. In our marches, we stand up to this dark time that is our share in world history, with our love and desire. We hold those who seize our labor accountable, we take our destiny into our hands, we dream our own future. We defend peace instead of war, courage instead of fear, and all who are oppressed. We show that a different world, sexuality, body, and life is possible. Those who banned our march used “society’s sensitivities” as an excuse. But what’s being guarded is not society’s but the government’s sensitivities. Society is none other than us. What’s being banned is our attempt to voice our longing to exist as proud people of this world, our demands, peace, justice, and equality. Banning our march is an unsuccessful attempt to silence our voices.

Unsuccessful because the pride of our existence grows with every oppression. We proudly own all the insults they throw at us to hurt us. We are expanding our limited spaces with solidarity. We are leading a revolution on every street we walk, on every work day, every house, every love and every act of lovemaking. We are killed and reborn in Istanbul, Ankara, Izmir, Antep, Diyarbakir, Mexico, Bangladesh, and Orlando. We will always exist, shout out our existence, and always be proud of our existence.

We are not marching today but we just started marching [forwards]. The sound of our slogans is in our ears, the colors of the rainbow are with us, the scent of freedom is in our noses. We are on this path to demand more than tolerance and permits. We are continually strengthening our resistance everywhere to demand that our personal, political, and social rights are guaranteed; that sexual orientation and gender identity are included in the constitution; and that the reality of the LGBTI+ movement as a political participant is recognized.

We are dispersing, we are stronger, bigger, and louder. They are right to be afraid of us because we are uniting, growing, and marching.

Foto: Şener Yılmaz Aslan / MOKU

Videolar için: https://www.facebook.com/prideistanbul/