banner-1-link
image

İstanbul LGBTİ Onur Haftası’nın bu yılki teması ‘normal’

Kaynak : T24

Haber : Michelle Demishevich

 

23. İstanbul Onur Haftası ve 13. İstanbul Onur Yürüyüşü 22-28 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek.

foto1

 

Istanbul LGBT Onur Haftası ilk defa 1993’te Christopher Street Day olarak yapıldı ve o günden bugüne her yıl düzenli olarak kutlanıyor. 2003’ten beri her yıl İstiklal Caddesi’ndeki sokak yürüyüşüyle noktalanan etkinlikler, 2007’den bu yana da uluslararası bir boyut kazandı. 2010 yılında 5 bin kişiyle başlayan onur yürüyüşü geçtiğimiz yıl yaklaşık 100 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti. Ortadoğu, Avrupa ve Türkiye’de düzenlenen en kalabalık onur yürüyüşü olarak anılır.

Türkiye’deki lezbiyen gay biseksüel transseksüel ve interseksüel bireylerin yaşadıkları sorunlara ve hak ihlallerine karşı ses çıkartmak ve cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri daha da görünür kılmak amacıyla düzenlenen İstanbul LGBTİ Onur Haftası etkinliklerine LGBTİ dernekleri de destek veriyor. Ancak İstanbul LGBTİ Onur Haftası komitesi bağımsız bir grup ve çalışmalarını bir çatı örgüt göreviyle yürütüyor. Onur haftası boyunca çeşitli panel, film gösterimi, sergi, konser ve daha pek çok etkinlik düzenleniyor. Haftanın sonunda da Taksim Meydanı’nda toplanan LGBTİ’ler İstiklal Caddesi’ni işgal ediyor ve Tünel’e kadar gökkuşağı renklerinden oluşan görsel bir şölenine dönüşüyor.

Istanbul LGBTI Pride komitesi üyelerinden aktivist Elif Avcı ve Şevval Kılıç ile bu yıl teması “normal” olan Onur Haftası’nı konuştuk.

foto 2

– Temanız neden “normal”?

Elif Avcı: Bu yılın temasını belirlemek aylarca sürdü. Önce Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı nedeniyle “yüzleşme” yi düşündük. Ancak bu yüzleşme kendi içimizdeki homofobi ve transfobi yüzleşmesini kapsayacaktı. “baskı, ahlak, şiddet” üçlüsünü tartıştık. Ama bütün bu tartışmaların evirildiği noktada temanın “normal” olmasına karar verdik.

– “Pride” adı nereden geliyor?

Şevval Kılıç: ABD’nin New York Şehri’nde 1969 yılında LGBTİ bireylerin sürekli gittiği Stone Wall adlı barda polisin LGBTİ bireylere yönelik şiddet uygulamasına karşı Sylvia Rivera adlı bir trans kadının polislere bir taş atmasıyla patlak veren bir gay hareketidir. LGBTİ bireylere yakıştırılan onursuz olmak, ahlaksız olmak ve kötü olmalara karşı “biz onursuz değiliz bizim ahlakımız bacak aramızda değil” denerek ilk defa “pride” “onur” yürüyüşü düzenlenmiş. Onur tek başına düşünüldüğünde sorunlu bir kelime aslında. Gurula karıştırılabilir. Yani biz eşcinsel olduğumuz için gururluyuz çıkış noktası değil.

Elif Avcı: Stone Wall Ayaklanması, Haziran ayının son haftası gerçekleştiğinden dolayı bizler etkinliklerimizi bu tarihlere denk getirmeye çalışıyoruz.

foto 3

– Avrupa, Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda’da “gay pride” diye anılırken Türkiye’de ise “LGBTI pride” adı altında etkinlikler düzenleniyor.

Şevval Kılıç: Bu tamamen kadınların başarısıdır kesinlikle. Erkek egemen bir sistemde yaşıyoruz. Erkeklik hepimizin nüfuzuna işlemiş. LGBTİ bireylerin insan haklarına ve onurlarına atfedilmiş bir hafta ve bir yürüyüş olarak düşünüyoruz. Bütün kimliklerin eşit oranda görünür olmasına dair sıkıntımız var. Biz İstanbul Onur Haftası olarak kimlikleri ve yönelimleri politik anlamda görünür kılmak zorundayız.

– İstanbul LGBTI Pride bir dernek mi?

Elif Avcı: Hayır değil. Istanbul LGBTI Pride bir kollektif yapı. En başından beri Lambda Istanbul Taksim’de olduğu için bize bugüne kadar hep ev sahipliği yaptı. Zaten bu grubun bağımsız olduğunun altı çok çizildi. Özellikle bunu Lambda Istanbul çok belirtti. Istanbul LGBTI Pride, bağımsız bir oluşumdur. Kendi kaynağını kendisi üretir. Herhangi bir derneğe, bir örgüte ya da bir partiye bağlı değildir. Bileşenleri olan çatı bir oluşum.

– Kendi kaynaklarınızı nasıl üretiyorsunuz peki!

Şevval Kılıç: Daha önceden İstanbul’da bulunan yabancı konsolosluklar küçük küçük maddi yardımlarda bulunuyorlardı. Bazı şirketler bize etkinliklerimizi gerçekleştirebilmek için mekânlar ayarlıyordu. Bunları bizim bileşenimiz olan LGBTİ dernekleri üzerinden yapıyorlardı. Ama bu sene bu ve benzeri resmi kurumlardan yardım alabilmemiz için bir LGBTİ derneği ya da başka bir resmi kurumun buna aracılık etmesi ve imza atması gerekiyordu. Ancak LGBTİ dernekleri bu sene böyle bir destek te bulunamayacaklarını söyledi. Yani Istanbul LGBTI Pride olarak maddi yardım almamızın önü böylelikle tıkanmış oldu. Aslında çok ta iyi oldu. İki tane party düzenledik. LGBTİ dostu bir belediye bize bayraklarımızı yapıyor yardım olarak. Bir kurum broşürlerimizi basacak. Bir çok mekan bize kapılarını açtı. Demek ki oluyormuş biz bunu gördük.

– Özellikle İslami medyada yapılan bu LGBTİ etkinlikleri ile sizlerin eşcinselliği yaymaya çalıştığınız iddia ediliyor. Eşcinsellik böyle organizsayonlarla yayılabilecek bir olgu mu?

Elif Avcı: Keşke eşcinsellik yayılabilir bir şey olsa. Ben öyle kadınlar görüyorum o kadar güzeller ki azıcık bulaştırıp onlara etkilemeyi çok isterdim ama maalesef ki bu kimlik ve yönelim meselesi öyle olmuyor. Biraz süründüğünde geçseydi gerçekten yayılabilirdi. Çocuklarımızın bu kadar eşcinsellikten etkilenmesine önem veriyorsak eğer nefret söylemi üreten, kendi çocuğunu cinsel istismar eden yeterince figür görüyoruz ekranlarda zaten. Onlara bir müdahale etsinler bence önce. Tek bir kız çocuğuna bütün köyün yıllarca tecavüz ettiğini ve köy sakinlerinin buna sessiz kaldığını duyduk gördük öğrendik. Önce bunları çözsünler sonra bize gelsinler. Bu yürüyüş için büyük bir lobi çalışması yürütülüyor. Milletvekilleri ile konuşuluyor, Avrupalı parlamenterler, konsoloslar aranıyor. Ak Parti biz hoş görülü olduğumuz için yürüyorlar diyor ancak aslında yürüyebilmek için çalmadığımız kapı kalmıyor. Taksim’de onur yürüyüşü yapmak o kadar kolay bir iş değil. Bizim arkamızda bu kadar çok büyük bir lobby olmasaydı çoktan keserlerdi bu yürüyüşün önünü kesmişlerdi.

Şevval Kılıç: Çocuklarımız var gençlerimiz var bunları etkiliyorsunuz derler hep. O zaman çocuklarınızı her gördüğü şeylerden etkilenen bireyler olarak yetiştirmeyiniz lütfen. Mesela biz zencilerle gezince zenci mi oluyoruz. Yönelimde böyle bir şey.

– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşcinsellerden pek hoşlanmıyor. Her konuşmasında da bunu açıkça dile getirdi. Söylemlerinde de hedef gösterdi kimi zaman LGBTİ bireyleri. Sizin bu kadar kapsamlı ve geniş bir zamana yayılmış programınız nedeniyle tepki çeker misiniz?

Şevval Kılıç: Cumhurbaşkanımız ne olur azıcık kızsın. Ben Sünni, Türk, hetero olmayan kimliklerin tamamına yönelik nefret söylemlerinin yatan sebebin bir fobi olduğuna inanmıyorum. Çok daha basit ve küçültücü bir şeye dayanıyor. Para ve iktidar. Bu insanlar para ve iktidar sevdasına düştükleri için her türlü nefret söylemini, çılgınlığı ve manyaklığı yapabilirler. Gözleri dönmüş bu yüzden. Bence AKP’nin yaptığı da tam da bu. İktidarı ve parayı kaybetmemek için. İdeolojiye sevdalanmak falan değil yani.

– Seçim demişken HDP’nin barajı geçmesinin ardından HDP eş başkanlarının balkon konuşması olmuştu. Orada Eş başkan Selahattin Demirtaş’ın yaptığı konuşmasında “LGBTİ” ifadesinin kullanmaması tepki çekti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Şevval Kılıç: Çok önemli ve tarihi zamanlardan geçiyoruz. Bizler beş yıl sonra Gezi’yi anlatır gibi bugünleri anlatacağız birbirimize. Muhteşem şeyler oluyor. Şimdi biz bunları sindirme aşamasındayız. HDP’yi hiçbir şekilde fanatikleştirip putlaştırmayalım. Şu aşamada HDP’nin tamamen desteklenmesi gerekiyor. Tabii bu arada kendi demokratik haklarını kazandıktan sonra onu eleştirmeyeceğiz anlamına gelmez. Çünkü HDP en çok eleştireceğimiz parti olacak. Çok seveni çok bileşeni var. Her partiden daha çok iş yapması gereken bir parti. Tek tip olmayan bir tabanı var. Halkların demokratik prtii çok ağır bir söylem. İçerisine çok fazla şey giriyor. Pek çok kimliği barındıran bir çatı parti.

Elif Avcı: Evet balkon konuşmasında LGBTİ’leri anması gerekirdi evet ama olmadı diye de yüklenmemek lazım. Biz bundan sonraki süreci birlikte şekillendirmek amacıyla yola çıktık. O demiyorsa bizim hareketimiz bunu dedirtecek güce sahip artık. Bunula birlikte meclise 98 kadın milletvekili girdi. Açık kimlikli bir LGBTİ vekil seçilmemiş olabilir ama meclisteki kadın sayısının çoğalması çok önemli. Bununla birlikte HDP’nin açık kimliğiyle feminist olarak ve LGBTİ aktivisti olarak kendini tanımlayan kadın vekilleri var mecliste. HDP, seçim öncesinde seçilecek olan adaylarımızın tamamı LGBTİ hakları için çalışacaktır demişti. Bu büyük bir sözdür ve takip edilecek bir sözdür.

– Istanbul LGBTI Pride uluslararası medya “Orta Doğu’nun en büyük LGBTİ etkinliği olarak tanımlanıyor. Sizce de öyle mi?

Elif Avcı: Türkiye müslüman bir ülke olarak tanımlanıyor olması gereği Orta Doğu’daki, İran’daki ve Arap yarımadasında homofobi ve transfobiden çeken LGBTİ’ler için çok büyük bir rol oluyor. Bu nedenle bir açıdan bu bir Orta Doğu etkinliği. Bu sene onur yürüyüşünde Arapça lolipoplarımız olacak. Çünkü mülteci konusu her ne kadar görülmemeye çalışılsa da mülteci nüfusu giderek artıyor. Mülteciler kamplara yerleştiriliyor. Özellikle bir LGBTİ bireyin o kamplarda yaşamı korkunç bir şey. Hele ki kimliğini birisi öğrenirse. Bunun görünür kılınması giderek önem kazanıyor…

Şevval Kılıç: Murathan Mungan’ın dediği gibi “Avrupa İstiklal Caddesi’nden başlar” İstanbul Türkiye’nin geri kalanını yansıtmıyor. Ben hala burada Orta Doğu’nun erkek egemen izlerini görüyorum. Bu kadına ve LGBTİ’lere yönelik biraz nefretten kaynaklandığını düşünüyorum. Transfobinin altında kadına yönelik nefretten kaynaklandığını düşünüyorum. İstanbul gittikçe Avrupalılaşan hatta batımızdaki birçok ülkeden daha Avrupai bir şehir denile bilinir ama erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Bilgi çağında yaşıyoruz. Bizlerin doğduğu zamandan farklı bir zamanda doğuyor çocuklar. Ellerinde akıllı telefonlar, tabletler falan. Bilgi dünyanın her yerine ışık hızıyla ulaşıyor. Bu devranın değişme arifesindeyiz bugün. Şuan değişiyor biz bunu göremiyoruz içinde olduğumuz için. Geçtiğimiz yıl İran’dan bir grup lLGBTİ birey geldi Istanbul LGBTI Pride için. Grup, “Ahmedi Nejad we are here” diye slogan atmışlardı. Çünkü Ahmedi Nejad, İran’da eşcinsel yoktur demişti.

– Istanbul LGBTI Pride ve Istanbul Trans Pride gibi etkinliklerin yanı sıra son dönemde trans kadınlara yönelik trans defilesi ve güzellik yarışması yapılmaya başlandı. Çok dikkat çekti ilgi gördü. Bu etkinlikleri de LGBTİ aktivizmi kapsamında düşünebilir miyiz?

Şevval Kılıç: Ben çok onaylamasam da güzellik yarışması ve defile tam da toplumunun gösteri malzemesi olarak tanımladığı ilgi gören etkinlikler. Ben şahsen onaylamıyorum böyle bir prezantasyonu ama bir çok trans kadını bir araya getirdi. Bu açıdan önemsiyorum. Mesela elde edilen gelirle Trans Misafirhanesi’ne yardım yapıldı. Çok güzel bir örnek oldu. Demek ki böyle adımlarla başlamak gerekiyor. Yavaş yavaş onlar da politize olacaklar.

Elif Avcı: Herkesin geldiği farklı politik alt yapılar var. Farklı düşünceler var. Hepimiz aynı olmak zorunda değiliz. Onların yaptığı defile ve güzellik yarışmasının yankıları da çok güzel oldu. İyi sonuçları oldu. Olumlu yanlarına bakmak lazım. O alt yapının getirdiği faydanın sonucunu yaşadık mı yaşadık. Bu çok büyük ve önemli bir şey.

– LGBTİ ailesinde “G” ve “T” ler daha çok görünür sanki. Peki diğer özneler çok ta görünür değiller mi?

Elif Avcı: Kimse lezbiyen ve biseksüel görünürlüğünü konuşmuyor. Çünkü ben yıllarca bunu yaşadım. Mesela LGBTİ eylemlerinde elimde bayrak ya da dövizle beni görüp yanıma gelen vatandaşlar “Ahh ne güzel LGBTİ dostu musun” diye sorarlardı. Ben de “hayır direkt ibneyim ben “derdim. Onur yürüyüşündeki kadınların her zaman gay ve trans arkadaşlarına destek olmak için oraya gittikleri düşünülür. Ama biz lezbiyen ve biseksüel kimliklerimizle oradayız. Tuttuğum pankarttan benim en fazla LGBTİ dostu olabileceğimi düşünüyorlar. Benim lezbiyen olabilme ihtimalimi asla düşünmüyorlar ya da dillendirmiyorlar. Zaten o vatandaşın kafasında nasıl sevişiyorsunuzdan girip başka yerden çıkıyor. Bu nedenle lezbiyen ve biseksüel görünürlüğü çok önemli. Zaten görünmez olmak kadın görünmezliğiyle çok doğru orantı. Bizim bir rol model alacak bir kişimiz bile yoktu. Sizin gibi bizim bir Bülent Ersoy’umuz hiç olmadı. Ben kız arkadaşımla sokakta yürürken tacize uğruyorum. Erkekler tarafından “gel biraz da benim elimi tut” ya da “aranıza gireyim mi kızlar” gibi sözlü tacize maruz kalıyoruz. Lezbiyenlik ve biseksüellik konusunda çok geride olduğumuzu düşünüyorum.

Şevval Kılıç: İnsanlar teşhis edebildiklerini adlandırıyor. Bir transı, tırnak içerisinde kırıtan ya da ayol diye konuşan bir ibneyi ayırt etmek onlar için çok kolay. Onlar da ibneliğe yönelik böyle bir imaj var. Şimdi Elif’e bakınca insanlar yönelimine dair kafalarında bir ipucu göremedikleri için direkt hetero bir kadın olarak tanımlıyorlar. Kimse bu kadının bir lezbiyen mi biseksüel mi olduğunu düşünmüyor. Hetero kadındır diyip damgalayıp kenara atıyorlar. Ama ben söz konusu olduğumda ya da efemine bir ibne söz konusu olduğunda 3 yüz metre öteden daha tamam bu ibne deyip ayırıyor. Tabii Elif için çok daha zor görünmeyecek adı kolay kolay. O, hepimizden daha çok bağıracak ben buradayım diyecek. Adama bir çük verilmiş zannediyor ki bütün dünya o çükün etrafında dönüyor. Bunlara anne ve babaları tarafından o kadar idrak ettirilmiş ki bu çükün ne kadar şahane olduğu, iki kadının el ele tutuşmasının da bir erkeğin zevki için yapılmış olduğu inancına kapılıyorlar. Hani bencil, egozantrik veya megaloman bile diyemeyeceğim bir tür sikomaniye histerisi içinde dolaşan bir grup adamdan bahsediyoruz yani.

– Peki geçtiğimiz günlerde pop şarkıcısı demet Akalın’la ilgili bir haber vardı. Akalın için Türkiye’nin ”gay icon” u olduğu iddia edildi. Türkiye’nin” gay icon” ları var mı?

Şevval Kılıç: Bir sürü “gay icon” var Türkiye’de. LGBTİ’lerin şarkılarını dinlemekten çok hoşlandığı, eğlendiği ve çılgınlar gibi dans ettiği pek çok isim var. Ama en “gay icon” demek çok iddialı bir söylem. Bütün kadınların sevgilisi demek gibi bir şey bu. Ulan en “gay icon” Bülent Ersoy yani.

Istanbul LGBTI Pride’ın resmi internet sayfasında da daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

http://tr.prideistanbul.org/

Stone Wall ayaklanması

foto4

New York Şehri’nde Manhattan yakınlarında Greenwich Village adlı semtte bulunan genelde eşcinsel ve transların gittiği bir mekan olarak bilinen Stone Wall adli gece klübü, 28 Haziran 1969 tarihinde sabahın ilk saatlerinde yaşanan polis baskınıyla çok sayıda eşcinsel ve trans birey polis tarafından işkence edilerek gözaltına alındı. O sırada bar da bulunan Sylvia Rivera adlı trans kadın polise taş atarak direnişi başlattı. Onu gören diğer eşcinsel ve translar da polisin şiddetine karşı tepki gösterdi. Stone Wall Ayaklanması olarak tarihe geçen bu olay bütün dünya genelinde “pride” yani “onur” günü olarak büyük katılımlarla yürüyüş gerçekleşmesine neden oldu. 1951 yılında New York’ta doğan Sylvia Rivera, yine aynı şehirde 19 Şubat 2002 yılında 50 yaşındayken kaldırıldığı St. Vincent Hastanesi’nde kara ciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Sylvia Rivera adı tarihe bir kahraman olarak geçti.